ankara masör ilanları sayfamıza hoşgeldiniz. Bu sayfadan masör ilanları verip kitlelere ulaşabilirsiniz.
ankara masör, ankara masör ilanları, ilanlar masör, masaj servisi ilanları, masaj yaptırmak, masaj yapanlar.
25 Haziran 2013 Salı
ankara masör
ankara ilinde masaj işi ile uğraşan masajcılar bize bilgi verin. Ayrıca masaj yaptırmak isteyenler bizim baştacımızsınız. iletişim sayfasından bizimle irtibat kurabilirsiniz.
Masaj salonları
masaj salonları masaj yapılan salonlardır ve masaj salonları hijyenik koşullarda sağlıklı hizmet vermeye dikkat etmelidir.
Etiketler:
adana,
ankara istanbul,
bursa,
izmir,
masaj,
masaj salonları,
masör,
salon,
salonu
30 Mayıs 2013 Perşembe
Masajın Tarihçesi
Masajın Tarihçesi
Masajın tarihi muhtemelen insanın ortaya çıkmasıyla başlar. Bu, hepimizin içgüdüyle
yaptığı bir şeydir: Maymunların birbirlerinin tüylerini temizlemesi, hayvanların
yaralarını yalaması ve insanların ağrıyan bir eklemi ovması birer masajdır.
Masaj belki de en eski sağaltım yöntemidir ve tarih boyunca tüm kültürlerce
kullanılmıştır. Yunanlı hekim Hipokrat tarafından ‘anatripsis’ olarak adlandırılmış
ve diğer yazarlarca tripsis, ovuşturma, elle tedavi ya da ovma olarak anılmıştır.
Bizim masaj sözcüğünü kullanmamız nispeten yenidir ve bu sözcük Arapça’da elle
sıvazlama anlamında gelen masah’tan türemiştir.
Eski Çin, Hindistan ve Mısır elyazmalarında masajın hastalıkları önlemek, sağaltmak ve yaraları iyileştirmek için kullanıldığı yazmaktadır. Masaj, ilk olarak yaklaşık MÖ 2700’lerden kalma Çince bir kitapta geçer : “Gece uykusundan sonra, kan dinlenmiş ve gevşemişken sabah erkenden avucun içiyle tüm vücudun sıvazlanması insanı soğuk algınlığından korur, organları esnek tutar ve ufak tefek rahatsızlıkları önler.”
Eski Yunanistan ve Roma’dan kalma eserlerde de, masaja sayısız göndermelerde bulunulmuştur. Spordan önce ve sonra, nekahet döneminde egzersiz yerine, banyodan sonra yada ruhsal çöküntü, astım, sindirim problemleri ve hatta kısırlık gibi çeşitli durumlar için tıbbi tedavi olarak önerilmiştir. Romalı imparatorluk hekimi Galen (MS 131 – 210), masaj ve egzersizle ilgili en az on altı kitap yazmıştır ve fikirlerinin çoğu bugün hala pratik değerini korumaktadır. Galen, masajı sert, hafif ve orta olarak sınıflandırmış ve şöyle yazmıştır: “Çok çeşitli el darbeleri ve hareketleri yapılmalıdır; Öyle ki tüm kas lifleri mümkün olduğunca her yönde ovulabilsin.” Gladyatörlere ise oyun öncesi ve sonrasında yapılan masajı şöyle açıklamıştır: “Vücutlarına yağ sürüldü ve kızarana kadar ovuldular. “Jül Sezar da şiddetli sinir ağrılarının hafiflemesi için her gün masaj yaptırırdı. Romalı yazar Plinius yabancı masarüne öylesine çok borçlanmıştı ki sonunda imparatordan, masöre en yüksek şeref payesi olan Roma yurttaşlığını bahsetmesini dilemişti.
Hindistan’da, masaja her zaman için büyük değer verilmiştir; hemen herkes nasıl masaj yapılacağını çok iyi bilir. Anneler çocuklarına masaj yapa, sonrada bu çocuklara ana-babalarına aynısını yapmaları öğretilir. Masaj, tarihi MÖ 1800 ‘e kadar uzanan bir Hint tıp sistemi olan Ayurveda sağaltım yöntemlerinin bir parçasıdır; otlar, baharatlar ve aromalı yağlar ovularak deriye yedirilir.Diğer kültürlerde de sağlıklı kalmak için her zamana masaja başvurulmuştur. Sir George Simpson “Dünya Çevresinde Yolculuk” (1889) adlı seyahatnamesinde, Sandwich adaları halkı hakkında şunları yazmıştır: “Her gün, hatta her saat kendilerine mükellef ziyaretler çeker çok az egzersiz yaparlar ya da hiç yapmazlar ama her yemekten sonra ve istenirse ya da uygunsa daha sık olmak üzere sürekli masaj yaptırarak yorgunluk ya da bitkinliğe mahal vermeden kan dolaşımı ve sindirimi düzenlerler.” Kaptan Cook, 1779 ‘da on iki Tahitili kadının kendisine baştan ayağa masaj yaptığında ağrılı siyatiğinin nasıl geçtiğini anlatmıştır.
18 ve 19. yüzyıllarda bir İsveçlinin, Per Henrik Ling ‘in (1776-1839) etkisiyle Avrupa da masaja rağbet artmış ve İsveç masaj sistemi Avrupa çapında yayılmıştır. Ling, tıbbi jimnastik ve masaja büyük önem vermiş; hareketleri pasif ya da jimnastik hareketler, basınç, ovma, titretme, vurma ve döndürme olarak sınıflandırmıştır. Eseri kraliyet ailesi tarafından ödüllendirilmiş Stockholm ‘de bir enstitü kurularak 1838 ‘de Londra ‘da bir İsveç masajı olarak anılmaktadır.
19. yüzyılın sonlarında, masaj artık yaygın bir tıbbi tedavi yöntemi olarak ünlü cerrahlar ve doktorlar tarafından sık sık kullanılmaya başlamıştır. Bunlar; ya kendileri masaj yapmış yada kendileri için masaj yapmak üzere yardımcılar (genellikle kadınlar) yetiştirmişlerdir. Ama “kötü şöhretli evler” de masajı, kendi faaliyetleri için paravan olarak kullanmaya başlamışlar ve bunun üzerine 1894 yılında Londra’da sekiz profesyonel kadın, Eğitimli Masörler Derneği’ni kurmak üzere bir araya gelmiştir. Bunlar, şimdiki adıyla Onaylı Fizik Tedavi Derneği’nin kurucularıdır.
Eski Çin, Hindistan ve Mısır elyazmalarında masajın hastalıkları önlemek, sağaltmak ve yaraları iyileştirmek için kullanıldığı yazmaktadır. Masaj, ilk olarak yaklaşık MÖ 2700’lerden kalma Çince bir kitapta geçer : “Gece uykusundan sonra, kan dinlenmiş ve gevşemişken sabah erkenden avucun içiyle tüm vücudun sıvazlanması insanı soğuk algınlığından korur, organları esnek tutar ve ufak tefek rahatsızlıkları önler.”
Eski Yunanistan ve Roma’dan kalma eserlerde de, masaja sayısız göndermelerde bulunulmuştur. Spordan önce ve sonra, nekahet döneminde egzersiz yerine, banyodan sonra yada ruhsal çöküntü, astım, sindirim problemleri ve hatta kısırlık gibi çeşitli durumlar için tıbbi tedavi olarak önerilmiştir. Romalı imparatorluk hekimi Galen (MS 131 – 210), masaj ve egzersizle ilgili en az on altı kitap yazmıştır ve fikirlerinin çoğu bugün hala pratik değerini korumaktadır. Galen, masajı sert, hafif ve orta olarak sınıflandırmış ve şöyle yazmıştır: “Çok çeşitli el darbeleri ve hareketleri yapılmalıdır; Öyle ki tüm kas lifleri mümkün olduğunca her yönde ovulabilsin.” Gladyatörlere ise oyun öncesi ve sonrasında yapılan masajı şöyle açıklamıştır: “Vücutlarına yağ sürüldü ve kızarana kadar ovuldular. “Jül Sezar da şiddetli sinir ağrılarının hafiflemesi için her gün masaj yaptırırdı. Romalı yazar Plinius yabancı masarüne öylesine çok borçlanmıştı ki sonunda imparatordan, masöre en yüksek şeref payesi olan Roma yurttaşlığını bahsetmesini dilemişti.
Hindistan’da, masaja her zaman için büyük değer verilmiştir; hemen herkes nasıl masaj yapılacağını çok iyi bilir. Anneler çocuklarına masaj yapa, sonrada bu çocuklara ana-babalarına aynısını yapmaları öğretilir. Masaj, tarihi MÖ 1800 ‘e kadar uzanan bir Hint tıp sistemi olan Ayurveda sağaltım yöntemlerinin bir parçasıdır; otlar, baharatlar ve aromalı yağlar ovularak deriye yedirilir.Diğer kültürlerde de sağlıklı kalmak için her zamana masaja başvurulmuştur. Sir George Simpson “Dünya Çevresinde Yolculuk” (1889) adlı seyahatnamesinde, Sandwich adaları halkı hakkında şunları yazmıştır: “Her gün, hatta her saat kendilerine mükellef ziyaretler çeker çok az egzersiz yaparlar ya da hiç yapmazlar ama her yemekten sonra ve istenirse ya da uygunsa daha sık olmak üzere sürekli masaj yaptırarak yorgunluk ya da bitkinliğe mahal vermeden kan dolaşımı ve sindirimi düzenlerler.” Kaptan Cook, 1779 ‘da on iki Tahitili kadının kendisine baştan ayağa masaj yaptığında ağrılı siyatiğinin nasıl geçtiğini anlatmıştır.
18 ve 19. yüzyıllarda bir İsveçlinin, Per Henrik Ling ‘in (1776-1839) etkisiyle Avrupa da masaja rağbet artmış ve İsveç masaj sistemi Avrupa çapında yayılmıştır. Ling, tıbbi jimnastik ve masaja büyük önem vermiş; hareketleri pasif ya da jimnastik hareketler, basınç, ovma, titretme, vurma ve döndürme olarak sınıflandırmıştır. Eseri kraliyet ailesi tarafından ödüllendirilmiş Stockholm ‘de bir enstitü kurularak 1838 ‘de Londra ‘da bir İsveç masajı olarak anılmaktadır.
19. yüzyılın sonlarında, masaj artık yaygın bir tıbbi tedavi yöntemi olarak ünlü cerrahlar ve doktorlar tarafından sık sık kullanılmaya başlamıştır. Bunlar; ya kendileri masaj yapmış yada kendileri için masaj yapmak üzere yardımcılar (genellikle kadınlar) yetiştirmişlerdir. Ama “kötü şöhretli evler” de masajı, kendi faaliyetleri için paravan olarak kullanmaya başlamışlar ve bunun üzerine 1894 yılında Londra’da sekiz profesyonel kadın, Eğitimli Masörler Derneği’ni kurmak üzere bir araya gelmiştir. Bunlar, şimdiki adıyla Onaylı Fizik Tedavi Derneği’nin kurucularıdır.
Aktif Meditasyon
Aktif Meditasyon
Masaj yapmak, bence aktif meditasyon gibidir. İyi bir masaj için sakin ve kendinizi
tamamen yaptığınız işe vermiş olmanız gerekir. Hareketlerin ritmine yoğunlaşarak
kısa zamanda tümüyle gevşersiniz ve bu gevşeme masaj yaptığınız insana da yansır.
Bu durumunuzu korudukça, yalnızca daha iyi masaj yaptığınızı görmekle kalmaz,
masaj bittiğinde de enerjiyle dolduğunuzu, dirençleştiğinizi ve canlandığınızı
fark edersiniz. Siniriniz bozuk yada canınız sıkkınken, daha masaj yapmaya başladığınızda
bile; sakinleştirici ve telkin edici hareketlerle bozuk bir moralden neredeyse
hiçbir eser kalmadığını görürsünüz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)